25 Ocak 2017 Çarşamba

Hz. Mevlana"da Aşk

Aşk kelimesi sözlükte; müfrit mahabbet, aşırı sevgi, sevginin son mertebesi, sevginin insanı tam olarak hükmü altına alması, varlığın aslı ve yaratılış sebebi gibi anlamlara gelmektedir.
Aşk maddi ve manevi şekillerde olur. Bir kadın yada erkek göz önünde bulundurularak zevki ve cinsi cazibe ön planda tutulmak suretiyle oluşan aşk maddidir. Bu aşk genelde mecazidir. Hakiki aşk ise, Allah aşkıdır.

Cenab-ı Hak bir kudsi hadiste, “Ben gizli bir hazineydim, bilinmeyi arzu ettim, âlemi yarattım” buyurmaktadır ki İlâhi aşkın kaynağı budur. Çünkü Allah"ı bilmek, tanımak ancak aşk ile olur. Allah"ı gerçekten seven kişi O"nun yarattıklarını da aynı şekilde sever. Yaratandan ötürü yaratılanı sever. Bu aşk güzele değil, güzelliğedir. Herkesi, her şeyi sevmektir.
Sufilere göre tüm yüceliğine rağmen akıl insanı tek başına Allah"a götüremez. Allah yolunda ne akla ne de onun elini bulaştırdığı ibadetlere güvenebiliriz. İbadet, dua… bütün bunlar Allah"a giden yolda yürüyebilmek için birer vasıtadır. Vasıtaya sarılmak gayeyi elde etmek değildir. Allah"a varabilmek, aşk mertebesine yükselmekle mümkündür. Aşk, ilâhi güzelliğin sarayına girmek için emin delil, yolu yürüyebildiğimize inanılır tanıktır.

Aşk sevginin yoğun şeklidir ve her sevgi aşk olarak nitelendirilmez. Sevgi damarlarda dolaşan kan gibi maddi-manevi insanın bütün varlığına yayılırsa, o zaman aşktan sözedilebilir.
Mevlana aşkın tanımının herkese göre değiştiğini, kendisine göre ise aşkın dermanı olmayan bir dert olduğunu belirtir.
Mevlana aşkı yokluk alemine adım atmak olarak ifade eder:
“Aşk ruhun nurudur, sevgi sabah şarabımdır benim; aşk öyle ümittir ki bütün ümitler onda toplanır.
Aşk nedir bilir misin? Ben"i, biz"i, varlık davasını bırakmaktır; güzellikleri, güzellikleri yaratanda her dileği, her isteği yok etmektir
Mevlana"ya göre aşk gerçek varlığa ulaşabilmek için diğer her şeyden vazgeçebilmektir. Çünkü ancak maddi varlıklardan geçildiği taktirde gerçek varlığa ulaşmak mümkün olmaktadır.
“Aşk ölümden kurtuluştur, baştaki taçtan düşme korkusundan emin oluştur.

“Aşk dileği, isteği, yapıp yapmamak arzusunu, iradeyi, ihtiyarı terk etmektir
“Aşk, göğe uçmak, her solukta yüzlerce perdeyi yırtmaktır.
İlk solukta nefisten kurtulmaktır, ilk adımda ayaktan geçmektir aşk.
Şu dünyayı görülmemiş saymaktır, kendi gözünü görmektir aşk.
Mevlanaya göre aşkın tercümanı yine aşktır. Aşk hayatın aslıdır ve Mevlana"ya göre aşk ister Hakk"la ister halkla olsun, karşılıklı yaşanır, tek taraflı olmaz.
Mevlana aşkın anlaşılmasının çok zor olduğunu ve cihanda kapalı kalmış bir sır olduğunu ifade eder.
Aşk, insanın manevi alanda ilerleyebilmesi için ruhunun gerekli olduğu gıdadır.
Aşk, çorak toprağı gül bahçesine çevirir.
Aşk varlıktan sıyrılmaktır:
“Sofi dedi ki: “Yürü git be… sen, manasız bir suretten ibaretsin… sen varlık peşinde koş, aşık değilsin sen.
Aşığın gıdası, ekmeksiz ekmeğe âşık olmaktır. Aşkında doğru olan kişi, varlığa bağlanmaz.
Âşıkların varlıkla işi yoktur… âşıklar, kârı sermayesiz elde ederler.
Kanatları yoktur, âlemin etrafında uçarlar… elleri yoktur, topu meydandan kaparlar!
Mana kokusunu duyan o yoksul da eli kesik olduğu halde zembil örerdi ya!
Âşıklar, yoklukta çadır kurarlar… onlar, yokluk gibi renktedirler, bir tek ruhları vardır onların!
Mevlana beşeri aşkı küçümseyerek insanın asıl gayesinin ilahi aşka ulaşmak olduğunu ifade etmektedir.
“Elinin gözünün, ayağının çift olması yerindedir. Ama gönül ve sevgili iki olunca iş değişir, bu uygunsuz düşer. Sevgili bir bahanedir. Sevgili yalnız bir bahanedir. Sevgili yalnız bir Tanrı"dır. O"nu iki sananlar ancak ateşe tapanlarla inkarcılardır.

Mevlana"ya göre asıl aşk yaratıcıya duyulan aşktır.
“Onun aşkını seç ki bütün peygamberler, onun aşkıyla kuvvet ve kudret buldular, iş güç sahibi oldular dizeleriyle bunu çok güzel bir şekilde ifade etmektedir.
“Aşk renge ve kokuya bağlı (zahiri) olursa, o aşk değildir. Kişiye bir utançtır. Diyerek Allah aşkı dışındaki aşkların gerçek anlamda aşk olarak ifade edilemeyeceğini belirtmektedir.
“Zannetmeyesin ki ben varlıkta ikilik görüyorum. Her an yeni bir ilham yeni bir gelişme buluyorum kendimde. Görüyorum ki benim canım da, gönlüm de sensin. Gözüm, başım, bütün benliğim hep sensin.
“… sen onun dışında değilsin, sen kimi arıyorsun? dizeleriyle Mevlana Allah"ın insanın içinde olduğunu ifade etmektedir.
Mevlana aşk ile kendinden geçtiğini şu dizelerle ifade etmiştir;
“O şarabı içitim ki can, onun kadehidir;
O şarapla sarhoş oldum ki akıl, ona deli divane olmuştur.
Bir duman geldi, bürüdü beni, ateşledi beni
O mumdan ki güneş, ona pervane kesilmiştir.
“Tanrı aşkından hiçbir ziyan görmiyeceksin. Nerde cansız kalacaksın? Sen kendin can olacaksın. Önce göklerden yere inmiştin. Sonra da yerden göklere gideceksin. Mevlana bu dizelerle insanın tekrar Tanrı katındaki yüksek derecesine Aşk ile ulaşabileceğini belirtmektedir.
Mevlana yeryüzündeki her şeyin Allah aşkıyla dolu olduğunu şu dizeleriyle ifade eder:
“Havada, ovada gördüğün her zerre, iyi bakarsan bizim gibi âşıktır. Gönlü hoş olsun, paslı olsun hiçbir zerre yoktur ki o ezeli ve ebedî güneşten başı dönmüş olmasın.
Mevlana, asıl olanın Tanrı"ya olan aşk olduğunu, surete olan aşkın ise gelip geçici olduğunu belirtmektedir.
Mevlana şu dizeler ile Tanrı aşkından başka her şeyin gelip geçici ve boş olduğunu ifade etmektedir:
“En güzel olan (Güzeller güzeli) Tanrı"nın aşkından başka ne varsa can çekişmeden ibarettir, hattâ şeker yemek bile!
“Aşk, kimseye niyazı ve ihtiyacı olmayan Allah"ın vasıflarındandır. Ondan başkasına âşık olma, geçici bir hevestir. Dizeleriyle aşkın yalnızca Allah"a ait bir vasıf olduğunu belirtmektedir.

Mevlana"ya göre Aşk kendinden geçmektir;
“Hekime gittim, sordum: Aşk hastalığına tutulmuş zavallıya ne buyursun? Ey keskin görüşlü üstad! Bana dedi ki: sıfatlarından geç, varlığını yok et! Yani neyin varsa hepsini dışarı at. İyice bir sarhoş olayım diye yâre uğradım. Çekil kapımdan dedi. Şimdi sarhoşluk zamanı mı? Hayır, aç kapıyı; ben sarhoş değilim dedim. Öyleyse git dedi, Madem ki kendindesin, varlığından geçmemişsin demektir.”
İnsan ancak ilahi aşk sayesinde benliğinden sıyrılarak gerçek varlığa kavuşmuş olur.
“Ey bu cihanın canı ile diri olan zavallı; Yazıklar olsun sana niçin böyle yaşıyorsun? Aşıksız yaşama ki ölmeyesin. Bâri aşk yolunda öl ki, ebedi hayata kavuşasın!
Aşk gamı kederi alıp götürür:
“İsterse her iki cihan gam dikenleriyle dolsun. Devenin dikenden ne korkusu olur. Can ve cihan, keder ve üzüntülerle bulaşsa bile yine tertemiz kalır. Çünkü aşk temizleyicidir.
Mevlanaya göre aşık, kendi benliğinden geçen, varlığı terk eden kimsedir.
Dünyaya aşık olan kişi mevlanaya göre maskaralaşmakta ve başkalarına kul köle olmaktadır.
“Kül âşığı olanlar, bu cüz"e müştak olmazlar, Cüz"e müştak olan, külden mahrum kalır.
Cüzü, cüze âşık olunca mâşuku, çabucak küllüne gider, âşık ayrılığa düşer.
Cüz"ü seven, maskaralaştı, başkalarına kul oldu. Denize düştü, boğulmak üzere; eline geçen ota yapışmakta.
O zayıf mâşuk, hakim değildir ki âşığın derdine derman olsun. Efendisinin işini mi görsün, kendi işini mi?
Mevlana dünyada herkesin farklı sevgilere yöneldiğini şu dizeleriyle ifade etmektedir:
“Acı, tatlı dudakların tesiriyle tatlılaşır, diken, gül bahçesi dolayısıyla gönül çeker bir hâle gelir.
Ebu Cehil karpuzu, sevgili yüzünden hurma kesilir, ev, evdeki dost yüzünden ova olur,
Gül yanaklı, ay yüzlü bir dilberin vuslatı ümidiyle nice nazeninler diken zahmetini çekerler.
Ay yüzlü sevgilisi yüzünden niceler sırtı yaralı hamal olmuştur.
Gece gelsin de ay (yüzlü sevgilinin) yüzünü öpsün diye demirci, yüzünü simsiyah etmiştir.
Esnaf gönlüne bir serviyi diktiğinden akşama kadar dükkanda çarmıha çakılmış gibi bekler durur.
Tacir, deniz demez, kara demez yürü durur ama evinde oturan bir sevgilinin aşkıyla koşup yeler.

Görüldüğü gibi aşk gönle açılan bir kapıdır ve o kapıdan içeriye girmek kolay değildir. Aşkın ne olduğunu bilmek onu yaşamakla mümkün olmaktadır. İnsanın olgunlaşması esastır ve bu olgunluğa ulaşmak ancak ilahi aşkın cezbesiyle olur. Bu ise yaşamayı yani kötülüklerden arınmış bir gönülle yaşamayı gerektirir. Heves ve isteklerden dünyaya bağlılıktan kopmayı gerektirir. İnsanı insan yapacak olan da bu aşktır.

0 comments :